Reklam
TRANS YAĞI TRANSİT GEÇİN! PDF Yazdır e-Posta

 

Bu sitede sağlıklı gıdalardan bahsediyoruz hep ama hani kırk yılda bir canımız hiç mi fast food çekmeyecek? Hiç mi kızarmış patatesle hamburgerin kokusuna kapılmayacağız? Ya da bir pastanenin önünden geçerken yeni çıkmış poğaçaların kokusuna aldanmayacağız? Kimimiz zinhar elini sürmese de bu gıdaları canımız çekebilir; insanız nitekim. Ama dediğim gibi 40 yılda bir.

Neden?

 

Çünkü rafine bir çok gıda maddesi gibi hızlı yiyeceklerin, pastane ürünlerinin, bilimum atıştırmalıkların karbonhidrat ve yağ depoları olmalarından dolayı günlük beslenme rutini içinde esasında çok yer almamaları gerekiyor. Özellikle gelişme çağındaki çocuklar için. Bu rafine ürünlerin karnesine kötü not olarak damar ve kalp sağlığını tehdit eden trans yağlar eklenmiş durumda.

Trans yağlar dünyada iki halde bulunuyor. Bir doğal olarak hayvansal yağlarda bir de insan yapımı yağlarda. Doğal olarak hayvansal yağlarda bulunan miktar toplam yağın %2-5’i gibi düşük bir miktarda olmasından ve bir görüşe göre de sentetik olmamasından dolayı insan vücudu tarafından tolere edilebildiği düşünülüyor. Ama piyasada margarin, hidrojene nebati yağ gibi isimlerle bulunabilen insan yapımı yağların üretiminde sentetik olarak toplam yağın %45’i gibi yüksek oranlarda trans yağlar oluşuyor.

Trans yağların kalp sağlığı üzerine olumsuz etkisini doktorlar kötü kolestrol (LDL) seviyesini yükseltirken iyi kolestrol (HDL) seviyesini düşürmesine bağlıyorlar. Damar sağlığı açısından bir başka olumsuzluk da bu yağların kan pıhtılaşmasında önemli rol oynayan kan hücrelerinin her zamankinden daha yapışkan hale getirerek pıhtı oluşumunu kolaylaştırmasından kaynaklanıyor.

Beslenme açısından trans yağların tüketilmesinde herhangi bir yarar olmadığı ve hatta doymuş yağ tüketmekten daha zararlı olduğu düşünüldüğü için gıda maddelerinde izin verilen bir trans yağ seviyesi yok. Doğal olarak hayvansal yağlarda bulunmasından dolayı da uzmanlar buradan gelecek trans yağ asidi seviyesinin asgaride tutulması açısında dengeli bir beslenme rutinine sahip olunmasını öneriyor.

Trans yağ oluşturmayan margarin üretim teknolojileri olsa da Türkiye örneğin Danimarka gibi insan yapımı trans yağı kanunen yasaklamadığı ve sadece trans yağ içermeyen ürünlere “Trans yağsızdır” ibaresi koyulmasına izin verdiği için ortalık biraz karışık.

Kısacası siz marketten aldığınız margarinin ya da cips ya da gofret gibi rafine bir gıda ürünün içerisinde trans yağ olmadığını bilebiliyorsunuz ama yediğiniz patates kızartmasının, tavuk budunun, hamburgerin ya da poğaçanın trans yağ içermediğine emin olamıyorsunuz.

Burger King, Tadelle, Frito Lay gibi birkaç firma ürünlerinde trans yağ bulunmadığını açıklasa da özellikle mahalle arası büfelerde, markalaşma yolunda ilerlese de büyük küçük neredeyse bütün pastanelerin ürünlerinde trans yağ oranı yüksek yağların hala kullanılıyor olması ne yazık ki kuvvetlice muhtemel. Bu konu üzerine Tarım Bakanlığı daha ciddi olarak eğilinceye kadar tüketici olarak yapılabilecek tek şey yukarıda adı geçen geçmeyen tüm rafine gıda ürünlerine mesafeli yaklaşmak hatta en iyisi transit geçmek.

 

Tuğba Öztermiyeci

Gıda Müh., İşl. Bil. Uzm.

 

 

Daha fazla okuma için : http://en.wikipedia.org/wiki/Trans_fat#Presence_in_food

 

Reklamlar